Vakitler
İtikattr

"AĞRININ BULAŞMADIĞI" HADİSİNİ NASIL ANLAMALIYIZ?

Shejire Editorial

CevapEditorialShejire Editorial

Allah Resulü (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun) şöyle buyurmuştur: "Hastalık bulaşmaz, kuşların uçuşu uğursuzluk sayılmaz. Ben hayra yormayı severim." Sahabeler: "Hayra yormak nedir?" diye sordular. Peygamberimiz (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun): "Güzel söz" diye cevap verdi (Buhari, Müslim).

Cahiliye döneminde (İslam'dan önce) Araplar, "Hastalıklar belirli bir güç ve kudrete sahiptir. Bir organizmadan diğerine hastalık bu güç sayesinde geçer" inancındaydılar. Günümüzde ise herhangi birinin "Bulaşıcı hastalıkların başkalarına geçtiği ve yayıldığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır" demesi doğaldır.

Ancak bu hadiste Peygamberimiz (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun) Müslümanın bu konuda nasıl bir dini bakış açısına sahip olması gerektiğini açıklamıştır. Yani bizim akidemize (inancımıza) göre, hastanın hastalığı sağlıklı birine kendiliğinden bulaşmaz. Eğer hastalık bulaşırsa, bu Allah Teâlâ'nın dilemesi, bilgisi, takdiri ve kararıyladır. Bulaşıcı hastalığı olan biriyle sağlıklı birinin teması hastalığın bulaşmasına sebep olabilir. Ancak biz Müslümanlar, kesin bir şekilde (yüzde yüz) hastalık bulaşır demeyiz, Allah dilerse bulaşır deriz. Çünkü hayatta bulaşıcı hastalığın sağlıklı insanlara etki etmediği pek çok örnek vardır.

İslam'dan önce Arap toplumunda çeşitli batıl inançlara inanmak yaygındı. Mesela Araplar, kuşların uçuşuna bakarak iyi ya da kötüye yorar, bir işi yapıp yapmamada tereddüt ederse kuş uçururlardı. Eğer kuş sağa uçarsa işe başlar, sola uçarsa başlamazlardı. Kuş düz uçarsa, tekrar kuş uçururlardı. İslam bu tür batıl inançları reddetmiştir.

Peygamberimizin (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun) hayat felsefesi ise her zaman kötülük düşünmek, her şeyden korkmak, üzüntüye kapılmak değil; aksine, her durumda hayra yormak ve geleceğe umutla bakmaktı. Peygamberimizin (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun) "güzel söz" demesi, her zaman güzel söz söylemek ve gelecekten sadece iyilik beklemek anlamına geliyordu.

Bir başka hadiste Peygamberimiz (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun): "Hastayı sağlıklı olanın yanına getirmeyin" buyurmuştur (Buhari). Burada develerle ilgili bir durum anlatılmıştır. Yani Allah Resulü (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun), hasta deveyi getirip sağlıklı develerle birlikte sulamaktan men etmiştir. Çünkü sağlıklı deve de hastalanırsa, sahibi "hastalık bulaştı" diye üzülmeye başlar.

Bu konuda başka hadisler de vardır. Birinde "hastalık bulaşmaz" denirken, diğerinde "bulaşıcı hastalıktan sakınmak gerekir" anlamı anlatılır. Burada "hastalığın kendiliğinden bulaşmadığı" inanç meselesi olduğu, "bulaşıcı hastalıktan korunmanın" ise dinimizin bir gereği olduğu ortaya konur. İslam, her zaman bulaşıcı hastalıklardan korunma tedbirlerini almayı ve salgının zararından Allah Teâlâ'ya sığınmayı teşvik eder. Bulaşıcı hastalıklarla ilgili bilgiler eskiden beri bilinmektedir. Bu noktada, "hastalığın bulaştığını" bilimsel olarak ilk kanıtlayanların Müslüman hekimler olduğunu bilmemiz gerekir.

Ortaçağ âlimi Ebu Ali ibn Sina (980-1037), eserlerinde bazı hastalıkların hasta insandan veya hayvandan bulaşıp hızla yayıldığını ve bunun gözle görülmeyen "miyazmalar" nedeniyle olduğunu belirtmiştir.

Ünlü Alman bilim insanı Sigrid Hunke'nin "Allah'ın Nuru Avrupa'yı Aydınlattı" adlı kitabında şöyle denir: "1348 yılında Endülüs'lü (günümüz İspanyası) devlet adamı, hekim ve Gırnata sultanının veziri İbn el-Hatib, hastalığın hasta kişi yoluyla bulaşıp yayıldığına dair bilimsel bir makale yazdı. Hastalığın bulaştığı, tehlikeleri ve korunma yolları üzerine düşünceler geliştirdi. Böylece Müslümanlar insanlık için paha biçilmez bir hizmette bulundular" (s. 275-276). Kazak âlimi Öteyboydak Tileukabılulı'nın (1397-1492) 6. yüzyılda yazdığı "Şifacılık Beyanı" adlı eserinin el yazmasında, hastalığın ortaya çıkışını insan vücuduna kurtların (gözle görülen ve görülmeyen) girmesiyle açıklamıştır.

Hasan AMANKUL

"Minare" gazetesi, No: 6, 2020

Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve editör tarafından gözden geçirilmiştir.

Buradaki cevaplar kullanıcılar tarafından yazılır ve resmî fetva niteliği taşımaz. Bağlayıcı bir hüküm için yetkili bir din görevlisine veya müftülüğe başvurun.

👍 0👎 0💬 0👁 0
Paylaş:

Yorumlar

Henüz yorum yok.