Vakitler
Kurbantr

Bir Müslüman, oturmadığı bir evin değerinden zekât vermekle yükümlü müdür?

Shejire Editorial

CevapEditorialShejire Editorial

İnsanların oturduğu ev, giydiği elbise, kullandığı mobilya, işçinin ulaşım aracı ve kullandığı aletler için zekât verilmez. Çünkü bunlar kişinin temel ihtiyaçlarıdır ve kâr getirmeyen mallar arasında sayılır (Haşiyetü İbn Abidin, 2/284).

Kişi yaşadığı evde birkaç odaya sahip olsa ve sadece iki tanesini kullansa bile, temel ihtiyaç sınırını aşsa da fazladan odalar için zekât vermek zorunda değildir.

Eğer bir Müslümanın iki evi varsa, birinde oturuyor ve diğerinde oturmuyorsa, satmayı da düşünmüyorsa, bu evler için zekât vermesi gerekmez. Ancak ikinci evi satılığa çıkardıysa, o evin zekâtını vermesi gerekir. Fakat ev satılmadan önce zekât vermek zorunda değildir; çünkü satılmamış maldan verilen zekât, satılmış malın zekâtı sayılmaz. Evi sattıktan sonra, elde edilen gelir üzerinden zekât verir (Hidaye, 1/260). Burada, zekât verileceği zamandaki piyasa değeri esas alınır.

Eğer bir Müslümanın birden fazla evi varsa ve bunları kiraya veriyorsa, evlerin kendisinden zekât gerekmez. Ancak kira gelirini diğer ticari mallarına ekleyerek zekâtını vermek zorundadır (Fetḥü’l-Kadîr, 2/176).

Kişi yaşadığı evi satarsa ve elde ettiği para nisap miktarına ulaşır ve bir yıl boyunca elinde kalırsa, bu paradan zekât vermekle yükümlüdür. Çünkü hür, akıllı, ergen bir Müslüman, nisap miktarına ulaşan ve bir yıl boyunca elinde bulunan malı için zekât vermekle yükümlüdür (Hidaye, 1/258).

Arsa, bina, yapı ve araziyle ilgili diğer malların zekâtı da evin zekâtı gibi değerlendirilir.

Hasan AMANKUL,
DUMK Şeriat ve Fetva Dairesi Başkan Yardımcısı

Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve editör tarafından gözden geçirilmiştir.

Buradaki cevaplar kullanıcılar tarafından yazılır ve resmî fetva niteliği taşımaz. Bağlayıcı bir hüküm için yetkili bir din görevlisine veya müftülüğe başvurun.

👍 0👎 0💬 0👁 1
Paylaş:

Yorumlar

Henüz yorum yok.