Vakitler
İtikattr

DİNİMİZ TELEPATİ HAKKINDA NE SÖYLÜYOR?

Shejire Editorial

CevapEditorialShejire Editorial

Telepati, bir kişinin kendi düşünce ve duygularını, duyu organları veya fiziksel bir ortam olmadan başka birine iletebilme yeteneği olarak anlaşılır. Örneğin, gelecekte olacak olayları önceden hissetmek, bir kişinin başka biriyle veya ikizlerin telepatik bağı gibi metafiziksel deneyimler buna örnek verilebilir.

Arada hiçbir bağlantı yokken ve birbirlerinden uzakta olmalarına rağmen bu işler nasıl gerçekleşiyor? Bu, insanın kendi içinde ruhsal bir bağlantı kurabildiğini gösterir. Telepati, ruhla ilgili bir ilimdir. Ancak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:

«Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size bu konuda ancak az bir bilgi verilmiştir.»

(İsrâ Suresi, 85. ayet).

Yahudiler, ruh hakkında Allah’tan başka kimsenin cevap veremeyeceğini önceden biliyorlardı. Çünkü Tevrat’ta bu konuda bilgi vardı. Onlar Kureyş müşriklerine, "Peygambere (ona Allah’ın salât ve selâmı olsun) ruh hakkında sorun; cevap verirse peygamber değildir, cevap vermezse gerçek peygamber olduğu anlaşılır" diye öğretmişlerdi. Muhammed (ona Allah’ın salât ve selâmı olsun) gerçek peygamber olduğu için, ruhun mahiyeti hakkında hiçbir şey bilmediğini, bunun sadece Allah’a ait bir bilgi olduğunu söyledi.

Hz. Ömer’in (Allah ondan razı olsun) halifeliği döneminde şöyle bir olay yaşanmıştır: Halife Ömer, Medine’de cuma hutbesi okurken, aynı anda Şam’da düşmanla savaşan komutan Sâriye bin Zanim (Allah ondan razı olsun) ile arasında ruhani bir bağlantı gerçekleşir. Savaşta düşman üstün gelmiş ve Müslüman askerler tehlikedeydi. O anda Ömer: "Ey Sâriye, dağa çekilin!" dedi. Sâriye, Ömer’in sesini duyar ve dediğini yapar. Sonuçta Müslümanlar zafer kazanır. Bu olaya hem camideki sahabeler hem de savaşta bulunanlar şahit olmuştur.

Ancak âlimler bu olayı telepati olarak değil, Allah Teâlâ’nın kudretiyle gerçekleşen bir keramet olarak açıklarlar. Çünkü biz Müslümanlar, "peygamberlere mucize, velilere keramet verilmesi haktır" diye iman ederiz. Yani keramet ile telepati birbirinden farklıdır.

Peygamberimiz (ona Allah’ın salât ve selâmı olsun) şöyle buyurmuştur:

"Sizden önceki ümmetlerde ilham (ilahi esin) alan kimseler vardı. Eğer benim ümmetimden böyle biri olacaksa, şüphesiz o Ömer bin Hattab’dır."

(Müslim). Bu, onun Hz. Ömer hakkında söylediği bir mucizeydi. Ayrıca böyle bir durum şeytan tarafından da gerçekleşebilir. Peygamberimize (ona Allah’ın salât ve selâmı olsun) karşı çıkan ve sonra Ebu Bekir’in (Allah ondan razı olsun) döneminde öldürülen yalancı Müseylime’ye şeytan fısıldayarak insanlar hakkında gerekli bilgileri veriyordu.

Sonuç olarak, bir Müslümanın telepatiyi öğrenmeye, araştırmaya ve uygulamaya heves etmemesi gerekir. Hatta biri bu yolla olağanüstü bir şey gösterse bile, buna şaşırmamak gerekir. Âlimler telepatinin öğrenilmesinin ve uygulanmasının doğru olmadığını şu sebeplerle belirtirler:

  • Onu ilim seviyesine çıkarmanın hiçbir faydası yoktur;

  • İnsan sağlığına ve psikolojisine zararlıdır;

  • Bazı faydalı yönleri olsa da, zararlı ve gereksiz tarafları çok fazladır;

  • Ruhlarla bağlantı kurma bahanesiyle aldatıcılığa ve dolandırıcılığa yol açabilir.

Hasan AMANKUL

“Minare” gazetesi, No: 4, 2021

Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve editör tarafından gözden geçirilmiştir.

Buradaki cevaplar kullanıcılar tarafından yazılır ve resmî fetva niteliği taşımaz. Bağlayıcı bir hüküm için yetkili bir din görevlisine veya müftülüğe başvurun.

👍 0👎 0💬 0
Paylaş:

Yorumlar

Henüz yorum yok.