Vakitler
Diğertr

DÖVİZ ALIM SATIMI YAPMAK CAİZ Mİ?

Shejire Editorial

CevapEditorialShejire Editorial

Döviz (para) alım satımı fıkıhta "saraf" olarak adlandırılır. Yani aynı cins veya farklı cins nakit paranın nakit parayla satılması anlamına gelir. Taraflar ayrılmadan önce, her iki tarafın da parayı peşin olarak birbirine teslim etmesi şarttır. Peşin olarak teslim edilen kısımda saraf (para ticareti) geçerli sayılır ("Fethu Bab'il-Gına", 2/729).

Eskiden genellikle altın (dinar) ve gümüş (dirhem) arasında değişim yapılırdı, günümüzde ise farklı ülkelerin para birimleri arasında döviz işlemleri yaygın olarak kullanılmaktadır.

Peygamberimiz (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun) şöyle buyurmuştur: "Altını altınla, gümüşü gümüşle, buğdayı buğdayla, arpayı arpayla, hurmayı hurmayla, tuzu tuzla bire bir, eşit ve peşin olarak değiştirin. Bunların cinsi farklı olursa, peşin olmak şartıyla dilediğiniz gibi satabilirsiniz" (Müslim).

Yani aynı cins parayı, örneğin TL'yi TL'ye veya doları dolara çevirirken fazlasını almak caiz değildir ve işlem aynı yerde peşin olarak gerçekleşmelidir. Genellikle bu tür değişimler parayı bozdurmak veya büyütmek için yapılır.

Ebu Minhal'den (Allah ondan razı olsun) rivayet edilmiştir: "Bera bin Azib'e saraf (para değişimi) hakkında sordum. 'Zeyd bin Erkam'a sor, o daha iyi bilir' dedi. Zeyd'e sorduğumda: 'Bera'ya sor, o daha iyi bilir' dedi. Sonra ikisi de: 'Allah Resulü (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun) gümüşü altına borç olarak satmayı yasakladı' dedi. Ancak peşin olursa bir sakınca yoktur. Fakat vadeli olursa caiz değildir" (Buhari, Müslim). Hadisin içeriğine göre, iki farklı para birimini değiştirirken peşin olması gerekir ve vadeli işlem kesinlikle yasaktır. Buna uyulmazsa ribâ (faizcilik) söz konusu olur.

Malik bin Evs'ten (Allah ondan razı olsun) rivayet edilmiştir: "Yüz dinarı saraf etmek (değişmek) istedim. Talha bin Ubeydullah beni yanına çağırdı, anlaştık, o da paramı değiştirecekti. Altını aldı, elinde çevirdi ve 'Hazinedarım ormandan gelsin' dedi. Bunu duyan Ömer: 'Allah'a yemin ederim, (paranı tam olarak) almadan ayrılma. Allah Resulü (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun): 'Altını altınla değiştirmek ribâdır. Ancak 'işte, işte' olursa, o başka' dedi" (Buhari).

Yani önce anlaşıp peşin almadan veya biri alıp diğeri almadan ayrılırlarsa, anlaşma geçersiz olur. Çünkü her iki durumda da peşin teslim şartı yerine gelmemiş olur. Bu tür değişim ribâya benzemektedir. Esas olan, ayrılmamaktır; zamanın geçmesi önemli değildir. Birlikte uyusalar da, birlikte gezseler de olur. Ama ayrılırlarsa, işlem (anlaşma) bozulur. 'İşte' diyerek biri altını vermeli, diğeri de aynı mecliste (yerde) ayrılmadan önce 'işte' diyerek gümüşü teslim etmelidir.

Bu hüküm, gelecekte yaşanabilecek olumsuzlukları önlemek için şeriata konulmuştur. Aksi halde bazı dolandırıcılara fırsat doğabilir. Mesela bir taraf parayı alıp, 'şimdi veya yarın getiririm' der ve aldığı parayı hemen kullanmaya başlar. Ya da diğer tarafın parasını vermeyi geciktirebilir. Böylece arada anlaşmazlık çıkar. Taraflardan biri parasını zamanında alamaz ve zarar görür. Diğer taraf ise paradan kazanç sağlar. Zarar gören taraf hakkını istemeye başlar. Hakkını alırsa ribâ, almazsa içten içe üzülür.

Hasan AMANKUL,

"Minare" gazetesi, No:5, 2023

Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve editör tarafından gözden geçirilmiştir.

Buradaki cevaplar kullanıcılar tarafından yazılır ve resmî fetva niteliği taşımaz. Bağlayıcı bir hüküm için yetkili bir din görevlisine veya müftülüğe başvurun.

👍 0👎 0💬 0
Paylaş:

Yorumlar

Henüz yorum yok.