"Ebu Hanife sadece fıkıh alanında değil, akide alanında da imamdır. Peki neden Hanefiler, Ebu Hanife'nin görüşlerini değil de Maturidi'nin görüşlerini benimserler?" Bu soruyu kısaca ele alalım.
İmam Ebu Hanife döneminde Akide henüz bağımsız bir ilim dalı olarak gelişmemişti. O dönemde fıkıh, sadece ibadet hükümlerini değil, akide ve ahlak konularını da kapsıyordu. Eşari ve Maturidi imamları ise, Sünni akide ilmini sistematik olarak geliştirdiler. Aslında fıkıh (şeriat) ile akide iki ayrı disiplindir. Fıkıh, Allah'a ibadetle ilgili hükümlerle ilgilenirken; akide, imanın esaslarıyla ilgilenir.
İmam Ebu Hanife akide alanında kısa bir eser yazmış olsa da, esasen fıkıh ile meşgul olmuştur. Buna karşılık, İmam Maturidi, İmam Azam'ın (Ebu Hanife) öğretilerini temel alarak, akide meselelerini sistematikleştirmiş ve akıl ile birlikte ayet ve hadisleri esas alan kelam metodunu kullanmıştır. Semerkant'ta farklı mezheplerin temsilcileriyle yaptığı tartışmalarda kelam yöntemini başarıyla uygulamıştır.
Bu nedenle akide alanında Maturidi'yi takip ediyoruz. Maturidilik mezhebine Hanefilik de denir; çünkü Maturidi, Ebu Hanife'nin görüşlerini esas almıştır. Yani onun yolu Hanefilikten ayrı değildir, hatta onun devamı kabul edilir. Ancak yukarıda belirtildiği gibi, İmam Maturidi, yüzlerce talebe yetiştirerek ve Hanefiliğin, Sünni geleneksel görüşlerin Orta Asya'da yayılmasına katkı sağlayarak, Müslümanlar arasında yanlış inançların yayılmasını önlemeye çalışan büyük bir alimdir.
İmam Azam'ın eserlerinde Allah'ın sıfatları, imanın hakikati, Allah'ı akıl veya ayet ve hadislerle bilmenin gerekliliği, hayır ve şer, kader ve diğer iman meseleleri ele alınır. O dönemin Iraklı İslam alimlerinin lideri olan İmam Azam'ın bu konulardaki görüşleri ile İmam Maturidi'nin görüşlerini karşılaştırdığımızda, aralarındaki tam bir uyum ve birlik olduğu görülür. Bu nedenle araştırmacılar iki alimi ayırmazlar.
İmam Ebu Hanife akidenin esaslarını ortaya koymuş, İmam Maturidi ise bunları detaylandırmıştır. Hanefi mezhebinin büyük alimlerinden Zahid el-Kevseri, "İşaratü'l-Meram" adlı eserinin girişinde şöyle der: <blockquote><p>"Maveraünnehir halkı huzur içinde yaşar, bidat ve fitneden uzak dururdu. Sünnete sıkı sıkıya bağlıydılar ve bu geleneği nesilden nesile aktardılar. Bu bölgeden çıkan alim Ebu Mansur el-Maturidi, her meseleyi tek tek ele alıp, açık delillerle açıklamıştır."
Maturidi'nin eserleri, onun kelam, fıkıh usulü ve tefsir alanlarında otorite olduğunu gösterir. Tarihi kaynaklar, İmam Maturidi'nin, İmam Azam'ın kitaplarını, hocaları Ebu Nasır Ahmed b. Abbas el-Bayadi, Ahmed b. İshak el-Cürcani ve Nasır b. Yahya el-Belhi vasıtasıyla okuduğunu; onların da Ebu Süleyman Musa el-Cürcani'den, onun da Muhammed b. Hasan eş-Şeybani'den ilim aldığını bildirir. Maturidi, Ebu Hanife'nin "Akide" ile ilgili eserlerini okumuş ve görüşlerini onun öğretilerine dayandırmıştır. Bu nedenle Maturidi, Ebu Hanife'nin takipçisi kabul edilir ve mezhebi Hanefi olarak adlandırılır.
Alau Adilbayev
Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve editör tarafından gözden geçirilmiştir.