Allah Teâlâ Kur'an'da şöyle buyuruyor:
"Farz oruç, sayılı ve belirli günlerde tutulur. Aranızdan biri hasta olur veya yolculukta bulunur da oruç tutamazsa, (tutamadığı günleri) başka zamanlarda kaza etsin. Oruç tutmaya gücü yetmeyenler (yani yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar, tutamadıkları her gün için) fidye olarak bir fakirin (bir gün iki öğün) yemeğini (veya bunun bedelini) vermelidir." (Bakara Suresi, 184. ayet).
Oruç tutan kişinin hastalığı, güçsüzlük gibi zorlukları geçici ise, tutamadığı günleri Ramazan'dan sonra kaza eder. Kaza oruçlarını aralıksız tutmak şart değildir. İsterse bölerek, isterse arka arkaya tutabilir. Kazasını bir sonraki Ramazan'a kadar tutamazsa, o orucu Ramazan'dan sonra da kaza edebilir.
Ancak tüberküloz, kanser, şeker hastalığı, mide ülseri, solunum ve kalp yetmezliği (astım) gibi iyileşme ümidi kalmamış hastalıklara yakalananlar ve yaşı ilerlemiş yaşlılar oruç tutmaya güç yetiremiyorsa, oruç tutmazlar. Bu kişiler Ramazan ayında tutamadıkları oruç için fidye (bedel) verirler.
Fidye, ortalama bir kişinin günlük iki öğün (sabah ve akşam) yemeğidir. Bu yıl için miktarı 2500 tenge olarak belirlenmiştir. Fidye vermeye imkânı yoksa, bu yükümlülükten muaf olur. O kişi Allah Teâlâ'dan af diler. İleride hasta iyileşirse, güçsüz kişi güç kazanırsa, özrü ortadan kalkar ve verdiği fidye geçersiz olur (el-Fetâvâ el-Hindiyye, 1/227). Yani önceki oruçların kazasını tutar.
Ramazan orucunun kazasını tutamadan vefat eden kişi, ölmeden önce geride kalan malından fidye verilmesini vasiyet eder. Bu vasiyet, merhumun malının üçte birinden karşılanır (el-Mufassal fi'l-Fıkh el-Hanefi, 286). Fidye, fakirlere, maddi durumu zayıf olanlara, ihtiyaç sahiplerine dağıtılır.
Hazırlayan: Hasan AMANKUL
"Minare" gazetesi, No:7, 2021
Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve editör tarafından gözden geçirilmiştir.