Hanefi mezhebine göre, Kurban Bayramı günlerinde kurban kesmek, zengin [1], mukim (yolcu olmayan), hür bir Müslümana vaciptir.
Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur:
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
"O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes" [2] , buyurmuştur.
Peygamberimiz (Allah'ın salât ve selamı onun üzerine olsun):
مَنْ كَانَ لَهُ سَعَةٌ وَلَمَ يُضَحِّ فَلاَ يَقرَبَنَّ مُصَلَّاَنَا
"Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse, bizim namazgâhımıza yaklaşmasın" [3] , buyurmuştur. Bu uyarı, vacip olan bir görevi yerine getirmeyen kimselere yöneliktir.
Bir başka hadiste ise şöyle buyrulmuştur:
مَنْ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلَاةِ فَلْيَذْبَحْ شَاةً مَكَانهَا وَمَنْ لَمَ يَكُنْ ذَبَحْ فَلْيَذْبَحْ عَلَى اسْمِ اللَّهِ
"Kim namazdan önce kurbanını keserse, tekrar kessin. Kim henüz kesmemişse, Allah'ın adıyla kessin" [4] , buyrulmuştur.
Bu nedenle, mezhebimize göre Kurban Bayramı günlerinde kurbanı kesmeden, onun parasını sadaka olarak vermek doğru değildir. Çünkü şeriata göre kurbanlık hayvanı kesmek ve kan akıtmak bir yükümlülüktür [5].
Ancak, satın alınan kurbanlık bayram günlerinde kesilemezse, o hayvan diri olarak sadaka verilir. Eğer kurbanlık kesilmişse, eti tamamen ihtiyaç sahiplerine dağıtılır ve sahibi ondan hiçbir şey yemez. Çünkü vakti geçince kurban yükümlülüğü sadaka yükümlülüğüne dönüşür. Eğer kurbanlık henüz satın alınmamışsa, kurbanlık bedeli kadar sadaka verilir.
Sonuç olarak, kurban kesmekle yükümlü olan kişi, belirlenen hayvanı kesip kan akıtmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Şeriat ve Fetva Bölümü
[1] Zengin, Kurban Bayramı günü kendisinin ve ailesinin temel ihtiyaçlarından fazla malı, zekât nisabına ulaşan (85 gram altını, 40 koyunu, 30 sığırı veya 5 devesi olan) kişidir.
[2] Kevser Suresi, 2. ayet.
[3] Ahmed rivayet etmiştir.
[4] Müslim rivayet etmiştir.
[5] Raddü'l-Muhtar, 9/454.
Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve editör tarafından gözden geçirilmiştir.