Bazen bazı kişilerin namazda kıyamda ayaklarını gereğinden fazla açarak durduklarını görüyoruz. Cemaatle namaz kılarken de ayaklarını yanındaki kişinin ayağına değdiriyor ve bunu sünnet olarak kabul ediyorlar. Ancak bu davranış, yanındaki kişinin huzurunu bozabilir. Bu konuda Peygamber Efendimiz (صلى الله عليه وسلم) şöyle buyurmuştur:
"Kendinize de başkasına da zarar vermek yoktur." (Hakim).
Dört mezhep imamı da namazda ayakları aşırı açmayı emretmemiştir. Bu durum, hadislerin yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Doğru anlamak için, dinimizin altın çağında yaşamış âlimlerin sözlerine başvurmak gerekir. Çünkü onlar hadisleri bizden daha iyi bilmiş, daha iyi anlamış ve ona göre hüküm vermişlerdir.
Bu konuda Hanefi mezhebinin muteber kaynaklarından "İğla'us-Sünen"de şöyle geçmektedir: "Numan bin Beşir'den (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre, Allah Resulü (صلى الله عليه وسلم) insanlara bakarak: 'Saflarınızı düzeltin!' diye üç kez tekrarladı. Sonra şöyle buyurdu: 'Allah'a yemin ederim ki, mutlaka safınızı düzelteceksiniz, yoksa Allah Teâlâ kalplerinizi birbirine düşman eder.' (Numan): 'Bir adamın, omzunu arkadaşının omzuna, dizini arkadaşının dizine, bileğini onun bileğine değdirdiğini gördüm.' (Ebu Davud).
Enes bin Malik'ten (Allah ondan razı olsun) şöyle rivayet edilmiştir: "Peygamberimiz (صلى الله عليه وسلم): 'Saflarınızı düzeltin, çünkü ben sizi arkamdan da görüyorum' buyurdu. Biz de omzumuzu arkadaşımızın omzuna, ayağımızı onun ayağına değdirirdik." (Buhari). Günümüzde bazı kişiler bu hadisi kelime kelime anlayıp, saf sırasında ayaklarını yanındakinin ayağına değdirmeyi şart sanıyorlar. Ve kendilerini zorlayarak, namaz bitene kadar bu şekilde duruyorlar. Oysa omuzu omuza, dizi dize ve ayağı ayağa değdirerek durmak oldukça zordur. Halbuki,
"Allah hiçbir nefse gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez." (Bakara Suresi, 286. ayet)
Bütün organları birbirine değdirerek durmak kimse için tam anlamıyla mümkün değildir. Çünkü namaz kılanların boyları farklı olabilir. Hadisin anlamı, safı düzgün tutmak için bu organların hizalanması gerektiğidir. Bundan, namaz kılanların omuzlarının, boyunlarının ve ayaklarının aynı hizada olması gerektiği anlaşılır. Ayrıca, eğer ayağı ayağa değdirmek namazın belirli bir sünneti olsaydı, sahabeler bunu hiç terk etmezdi. Gerçekte ise böyle olmamıştır. Ayrıca âlimler bu hadisi, "ayağı ayağa değdirmek, kamet sırasında safı düzgün yapmak içindir; namaza başlandığında ise bu şart değildir" şeklinde açıklamışlardır.
Namazda kıyamda ayakların birbirine ne kadar yakın olması gerektiği konusunda farklı görüşler vardır. Şafii mezhebinde "bir karış kadar" denmiştir. Hanbeli ve Maliki mezhebi âlimleri ise ayakların arasını ne çok açmayı ne de tamamen bitiştirmeyi uygun görmemiş, orta halli ve doğal bir şekilde durmayı müstehap kabul etmişlerdir.
Hanefi mezhebinde ise kıyamda ayaklar arasında dört parmak kadar mesafe bırakmak sünnettir. Çünkü bu duruş, huşu (tevazu ve sükûnet) haline daha yakındır, denmiştir (Haşiyetü İbn Abidin, 1/479). Ancak bu ölçü, ayaklarını geniş açmak için geçerli bir sebebi olmayanlar içindir. Vücut yapısı iri olanlar, dengeyi sağlamak için ayaklarını biraz daha geniş tutmak zorunda kalırlarsa, normal şekilde rahat durmalarına izin verilir. Çünkü burada amaç, uzun süre ayakta dururken huzuru ve sükûneti kaybetmemektir.
Hasan AMANKUL,
Kazakistan Müslümanları Dini İdaresi Dini Rehabilitasyon Bölümü Başkanı
"Minare" gazetesi, No:7, 2023
Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve editör tarafından gözden geçirilmiştir.