Soru: Ramazan ayında yolculuk yapan bir kişi oruç tutmayabilir mi? Cevap: Yaklaşık 90 kilometre veya daha fazla mesafeye yolculuğa çıkan bir kimseye Ramazan ayında oruç tutmama ruhsatı verilmiştir [1]. Yüce Allah Kur'an'da şöyle buyuruyor:
فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ
"İçinizden kim hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler kadar başka günlerde oruç tutsun" [2].
Eğer yolcu sahur yapıp, imsak vaktinden sonra yola çıkarsa, o günün orucunu bozamaz. Çünkü oruca mukimken başlamıştır. Kendi isteğiyle orucunu bozamaz. Eğer yola çıkmadan önce orucunu bozarsa, hem kaza hem de kefaret gerekir. Ancak yolculuk sırasında orucunu bozarsa sadece kazasını tutar [3]. Bu nedenle oruç tutmak istemeyen yolcunun, imsak vaktinden önce yola çıkması gerekir.
Soru: Yolcu, yolculuktan döndüğü gün ne yapmalıdır? Cevap: Yolcu, kendi ikamet ettiği yere döndüğünde veya bir şehirde 15 gün kalmaya niyet ederse, oruç tutmakla yükümlüdür.
Eğer yolcu, evine günün yarısından önce (yani öğle vaktinden yaklaşık bir veya bir buçuk saat önce) döner ve oruca (hiçbir şey yememişse) niyet ederse, orucu geçerli olur. Fakat öğle vaktinden sonra dönerse, insanların kınamasından sakınmak için güneş batana kadar hiçbir şey yemez. Çünkü kınanacak durumlardan sakınmak vaciptir [4]. Ramazan'dan sonra ise o günün kazasını tutar.
Soru: Yolculukta oruç tutmak mı, yoksa tutmamak mı daha faziletlidir? Cevap: Eğer oruç tutmak yolcuya zorluk vermiyorsa, oruç tutması daha faziletlidir. Yüce Allah yukarıdaki ayetin devamında şöyle buyuruyor:
وَأَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
"Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır" [5].
Yolculukta oruç tutmama ruhsatını kullanan da sevap kazanır. Ancak oruç tutarsa daha çok sevap alır. Eğer oruç tutmak kendisine veya yol arkadaşına zorluk çıkarırsa (örneğin yol arkadaşları oruçlu değilse ve birlikte yiyip içmek gerekiyorsa) oruç tutmamak daha faziletlidir [6].
"Ramazan Oruçlarıyla İlgili Fetvalar" kitabından
[1] "Fethu'l-Kadir", 2/356.
[2] "Bakara" suresi, 184. ayet.
[3] Abdülhamid Mahmud Tuhmaz, "el-Fıkhü'l-Hanefi fi Sevbihi'l-Cedid", 1/437.
[4] "el-İhtiyar", 1/421.
[5] "Bakara" suresi, 184. ayet.
[6] "Reddü'l-Muhtar", 3/406.
Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve editör tarafından gözden geçirilmiştir.