Bazen yolda yürürken para veya değerli bir eşya bulabiliyoruz. Bunu kendimize alabilir miyiz? Yoksa sadaka mı vermeliyiz? Belki de hiç dokunmamak gerekir mi? Bu, günümüzde sıkça karşılaşılan meselelerden biridir.
Şeriata göre, kaybolmuş bir eşyayı bulan kişi, bulduğu eşyayı halka duyurmalı ve sahibini aramak için çaba göstermelidir. "Kimse görmüyor" ya da "Allah bana nasip etti herhalde" diyerek yolda bulunan bir şeyi cebine atıp gitmek, Müslümanlığa uygun değildir.
Zeyd bin Halid el-Cüheni (Allah ondan razı olsun) tarafından rivayet edilen hadiste: "Peygamberimiz (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun): 'Kim kaybolan bir eşyayı gizlice kendine mal ederse, o sapıtmıştır,' buyurmuştur (Müslim, Ahmed).
Yolda bir şey bulan kişi: "Birisi bir şeyini kaybettiyse, şu yere gitsin, şu kişiye başvursun!" diyerek insanlara haber vermelidir. Aramaya gelen kişi ise bulunan eşyanın özelliklerini ve işaretlerini söyleyerek kendisine ait olduğunu ispatlamalıdır.
Bulunan şey meyve, yiyecek gibi çabuk bozulan bir şeyse, onu yemeye izin verilir. Eğer çok miktardaysa, kadının emriyle satılır ve parası emanet olarak tutulur (Fetâvâ Hindiyye, 2/300).
Eğer sahibi bulunamazsa, bulan kişi sahipsiz eşyayı bir yıl boyunca saklar. Sahibi gelirse, emanetini iade eder. Gelmezse, o eşya bulan kişinin malı olur. Ancak günün birinde sahibi çıkıp gelirse, o kişi mutlaka o eşyayı veya değerini geri vermek zorundadır.
Sahabeler, Peygamberimize (ona Allah'ın salât ve selâmı olsun) buldukları altın veya gümüş hakkında sordular. Allah Resulü: "Kabını ve bağını ilan et. Sonra bir yıl bekle. Eğer sahibini bulamazsan, onu kendi ihtiyacın için kullan. O eşya sende emanet olarak dursun. Ne zaman biri gelip isterse, onu geri verirsin," buyurdu (Müslim).
Demek ki, birinin kaybolan eşyası üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, bulan kişinin malı olarak kalmaz. Ne zaman sahibi çıkarsa, onu geri vermek veya değerini ödemek zorunludur.
Hasan AMANKUL
Bu içerik yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ve editör tarafından gözden geçirilmiştir.